13 Mart 2014 Perşembe
MUHABBET / fondness
MUHABBET / fondness
_/\/\____________/\/\_____________ KANARYAM █▓▒░▒▓█ FENERLİ ¯¯¯¯¯¯\/\/¯¯¯¯¯¯¯¯¯\/\/¯¯¯¯¯¯¯¯¯
İYİLİK GÖRDÜĞÜ ZAMAN ARTMAYAN,
KÖTÜLÜK GÖRDÜĞÜ ZAMAN DA EKSİLMEYEN MUHABBET,
HAKİKİ MUHABBETTİR. yahya bin muazı razi 8rahmetullahi aleyh)
“Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?”
“Andolsun ki, Allah’ın Rasulünde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab/21)
“Ümmetim içinde beni en çok sevenlerin bir kısmı benden sonra gelenler arasından çıkacaktır. Onlar beni görebilmek için mallarını ve âilelerini fedâ etmeye can atarlar.” (Müslim, Cennet 12; Hâkim, IV, 95/6991)
20 haziran 571 mekke----8 haziran 632medine
dedesi(babasının babası) abdülmuttalip
dedesi(annesinin babası) vehb
anneannesi berre
babaannesi fatıma
süt annesi halime
süt kardeşi şeyma
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hz. muhabbet hakkında :
Kudûmun rahmet ü zevk u safâdır yâ Rasûlallâh!
Zuhûrun derd-i uşşâka devâdır yâ Rasûlallâh!
Hüdâyî’ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın,
Kapına intisâb etmiş gedâdır yâ Rasûlallâh!
hadis..peygamber efendimiz.muhakkak allahın nimetlerinin birtakım düşmanları vardır.buyurdu.onlar .kim. denildi.-onlar,allahın insanlara fazlından verdiği şeylere hased eden kimselerdir.-buyurdular..ithahafus-sade
--bir mümin başına gelen bir bela sebebiyle din kardeşini taziye ve teselli ederse,allahü teala sübhanehu kıyamet gününde ona keramet elbisesi giydirir.--ibni mace
--biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun..öfkesigdierse ne ala,aksi takdirde uzansın..--ebu davud.
--kıyamet günü insanların en uzun boylusu müezzinlerdir--hz.muaviye..sahihi müslim
--hz peygamber -s.a.v-uyumadan önce..allahım isminle ölür ve dirirlirim.mealindeki --allahümme bismike emutu ve ahya-duasını okurladı.
--peyfgamber efendimiz-s.a.v- allahümme la tekilni ila nefsi tarfete aynin-duasını çok okurlardı.manası allahım göz açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsime bırakma..kenzul ummal..
---ancak mümin ile arkadaş ol,yemeğini de ancak takva sahibi yesin-ebu davut.
--hak tealanın düşmanlarından kaçındığı için,ibrahim aleyhisselamın şanı yüksek olmuştur..imamı rabbani.
--faziletlerin en üstünü,sana gelmeyene gitmen,vermeyene vermen ve kötülük edene iyilik etmendir.hadis
--dünya ve ahirette elem ve kederlerden kurtulmak istyeyenler,kötü ahlak sahipleriyle görüşmemelidir.-bişri hafi r.aleyh
--bir kimse insanları hidayete çağırırsa kendisini takip edenlerin sevapları,onların sevabından hiçbirşey eksilmeden onun defterine yazılır.--sahih müslim-
--zikrin en hayırlısı,gizli olanıdır.rızkın en hayırlısı,kafi-miktarda-olandır.müsnedi ahmed.
--helal kazanmak için yorulup evine dönen kimse günahsız olaraka yatar.allahhü tealanın sevdiği kimse olaraka kalkar..hadis.
---kim evinden çıkarken .bismillahi tevekkeltü allellahi la havle vela kuvvete illa billah.derse ona bu sana yeter ve sen muhafaza edildin.denilir.şeytanda o kimseden uzaklaşır..süneni tirmizi..
--sabrın alameti..şikayeti terk,musibeti ve sıkıntıları gizlemektir..abdullah harraz..r.aleyh
--bir kimse sıkıntıda olan bir şahsa kolaylık gösterirse allahü teala da o kimsye dünyada da, ahirette de kolaylık ihsan buyurur..sahih müslim..
--muhakkak-kamil -alimler,peygamberlerin varisleridir..süneni tirmizi..
--hastalarınızı yemeğe zorlamayınız,zira allahü teala onları yediri ve içirir..sünenitirmizi..
--cuma günü tırnağını kesen kimse,bir hafta,belalardan emin olur..hadis.
--cehenneme gidecek olnaları bildiriyorum dinleyiniz.1-sertlik gösterirler...2-acele ederler..3-kendilerini üstün görürler.hadis.
---kim birdin kardeşini tevbe etmiş olduğu bir günah sbeiyle ayıplarsa,o günahı işlemedikçe o kimse ölme..haids
--insan kalbi,tarladaki ekin gibidir.yemek,yağmur gibidir.fazla su,ekini kuruttuğu gibi,fazla gıdada kalbi öldürür..hadis.
--kulların allahü tealaya en sevimli olanı,allahın kullarına en cok nasihat edenidir. muhtarul ehadis..
---bir kul--bakmak istese bakabilcek iken--bir kadının güzelliğinden gözünü çevirise,alahüteala o kimsenin kalbine zevkini bulacağı ibadet verir..ebu nuaym,hilyetül evliya.
--allah ve resulunun sizi sevmesini isterseniz,emanmete riayet,edin,konuştuğunuz zaman doğru konuşun,komşularınıza güzel komşuluk edin..taberani..el mucemül evsat..
--çalıştırdığın kişilerin işlerini hafifletmen,kolaylaştırman mizanında senin için bir sevap olur.sahihiibni hibban.
--her cuma günü bana çok selavat okuyunuz.çünkü ümmetimin selevatı bana cuma günü arz olunur.derece bakımımndan bana en yakın olan,en cok salevat okuyandır..beyhaki,süneni kübra..
--alimin,ilimsiz abide karşı fazileti,ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir..
Beyazid-i Bistami Hazretleri kırk beş kez haccetmiş ve her gün bir hatme okumuş mübarek kişilerin safında yer alan kadri yüce bir zattır. Bir gün Arafat tepesinde oturuyordu.Nefsi ona şöyle fısıldadı: "Beyazid! Senin benzerin var mıdır? Kırk beş defa haccettin ve binlerce defa hatmetme bahtiyarlığına eriştin". Bu ses onu üzdü, nefsin hala onu kendine doğru sürüklemek istediğini ve enaniyete doğru ittiğini anladı.
Derhal toparlandı ve orada bulunan mahşeri kalabalığa dedi ki: "Kim benim kırk beş defa yapmış olduğum haccı bir ekmeğe satın alır?"
Bir adam: "ben alırım" dedi ve ekmeği uzattı
. Beyazid-i Bistami Hazretleri aldığı ekmeği orada bulunan bir köpeğin önüne attı. Ve sonra işini bitirip yol hazırlığı yaparak Rum diyarına doğru yüzünü çevirdi.
Günlerce yol aldıktan sonra bir rahip ile karşılaştı. Rahip terbiyeli bir adama benziyordu. Hazretin elini tutup evine misafir olarak götürdü. Evinde ona bir oda ayırdı.
Beyazid-i Bistami Hazretleri kendisine ayrılan bu odada ibadete başladı ve kalbini herşeyden çevirip Cenab-ı Hakk'a yöneltti. Rahip her gün onun yiyeceğini, içeceğini sabah-akşam getirir önüne kor, sonra dışarı çıkardı. Bu hal bir ay devam etti. Beyazid nefsine dönerek dedi ki:
-"Ey nefis seni kırmak istiyorum, fakat sen uğursuzluğunla kırılmıyorsun..."
Tam bu sırada rahip içeri girdi ve Beyazid'e:
-"İsmin nedir?" diye sordu.
O'da:
-"Beyazid" diye cevap verdi.
Rahip:
-"Ne güzel adamsın… Keşke Mesih'in (İsa A.S.) kulu olsaydın !" dedi.
Bu söz Beyazid'e ağır geldi ve evi terk etmek isterken rahip ona seslendi:
-"Bizim burada kırk gününü tamamla, öyle git. Çünkü bizim büyük bir bayramımız var, onu görmeni arzu ediyorum. Aynı zamanda değerli bir vaizimiz var, senede bir defa bize hitap eder, birde onu dinlemeni diliyorum."
Beyazid-i Bistami Hazretleri, onun bu teklifini kabul etti ve kırk gün kalmaya razı oldu. Kırkıncı gün olunca rahip içeri girdi ve:
-"Buyrun, ayağa kalkın, bayram günümüz geldi."
Beyazid ayağa kalktı; Fakat rahip ona dedi ki:
-"Sen bu kıyafet ve halde nasıl bin kadar rahibin arasına girebilirsin? Doğrusu biraz endişeliyim.. Bu sebeple üzerindeki elbiseyi çıkar, şu üstlüğü giy, beline şu zinnarı bağla, İncil'i de boynuna as !" dedi
Bu teklif ona çok ağır geldi. Fakat bunda bir hikmet ve esrar, İSLAM'ın da izzet ve şerefi gizlenmiştir, onun dediğini yapayım, diye düşündü. Hemen üzerindeki elbiseyi çıkardı, onun verdiği üstlüğü giydi, beline de zünnar'ı bağladı. İncil'i de boynuna astı ve rahiple birlikte bine yakın rahibin arasına katıldı. Hiç kimse onu yadırgamadı.
Biraz ilerledikten sonra birdenbire kalabalık durdu. Rahiplerin en büyüğü ve saygıdeğeri olan zat geldi, yerine geçti. Herkes onun konuşmasını bekliyor, fakat o susuyordu. Rahipler bunun manasını anlayamadılar ve sordular:
-"Ey büyüğümüz! Neden konuşmuyorsunuz? "
-"Nasıl konuşabilirim ki, aranızda bir MUHAMMEDi var! … " diye cevap verdi. Halk ve rahipler galeyana geldi ve:
-"Onu bize göster, parçalayalım!" Diye bağırdılar.
Baş rahip onlara dedi ki :
-"Hayır, yemin ederim ki söylemem, ancak bir şartla onu size tanıtabilirim. Ona dokunmayacağınıza söz veriniz!"
Bunun üzerine rahipler ve halk MUHAMMEDi olan adama dokunmayacaklarına yemin ettiler. Baş rahip başını kaldırdı ve şöyle seslendi :
-"ALLAH için ey MUHAMMEDi ! Ayağa kalk ve kendini göster."
Beyazid-i Bistami Hazretleri ayağa kalktı. Baş rahip :
-"İşte bu zat, ona dikkatle bakın" dedi. Sonra Beyazid'e sordu:
-"Adın ne ?"
-"Beyazid"
-"Tahsil gördün mü ?"
-"Rabbimin öğrettiği kadar bir şeyler biliyorum."
-"O halde bana şu hususları cevaplandır:
'' İkincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan dördü, altıncısı olmayan beşi, yedincisi olmayan altıyı, sekizincisi olmayan yediyi, dokuzuncusu olmayan sekizi, onuncusu olmayan dokuzu, onbirincisi olmayan onu, onikincisi olmayan onbiri, onüçüncüsü olmayan onikiyi...Söyle bunlar nelerdir?...''
Beyazi (k.s.), baş rahibe :
-"Beni iyi dinle, cevap veriyorum:İkincisi olmayan bir, eşi-ortağı,dengi ve benzeri bulunmayan ALLAH'tır C.C., Üçüncüsü olmayan iki, gece ve gündüzdür. Dördüncüsü olmayan üç, üç talaktır (kadını boşamak). Beşincisi olmayan dört, Tevrat, Zebur, İncil, Kur'ân-ı Kerimdir. Altıncısı olmayan beş, beş vakit namazdır. Yedincisi olmayan altı, göklerin ve yerlerin yaratıldığı altı gündür. Sekizincisi olmayan yedi, yedi kat göktür. Dokuzuncusu olmayan sekiz, kıyamet günü Arş'ı taşıyacak olan sekiz melektir. Onuncusu olmayan dokuz, kadının dokuz aylık gebelik müddetidir. On birincisi olmayan on, Hazreti Musa'nın AS Şuayb Peygamber'e AS on yıl çobanlık etmesidir. On ikincisi olmayan on bir Hz Yusuf Peygamberin AS onbir kardeşidir. On üçüncüsü olmayan on iki, on iki aydır."
Rahip tebessüm etti ve :
-"Doğru söyledin. Şimdi de bana,havadan ne yaratıldı, havada ne muhafaza olundu ve kim hava ile helak edildi? Bunlardan haber ver.."
''İsa Peygamber AS havadan yaratıldı, havada muhafaza edildi. Süleyman AS Peygamberde havada muhafaza edildi. Ad kavmi de hava ile helâk edildi''diye cevap verdi.
Rahip ona :
-"Doğru söyledin," dedi ve tekrar sordu:
"Kim ateşten yaratıldı, kim ateşte korundu ve kim ateşte helâk oldu?''
-İblis ateşten yaratıldı. İbrahim AS Peygamber ateşte korundu. Ebu Cehil ateş ile helâk oldu''diyerek gereken cevabı verdi.
Rahip tekrar sordu:
-"Taştan kim yaratıldı, taş içinde kim korundu ve taş ile kim helâk oldu?"
-"Salih AS Peygamberin devesi taştan yaratıldı. Ashâb'ı Kehf taş içinde korundu ve Ebrehe'nin filleri taş ile helak edildi"diye cevap verince,
Rahip :
-"Doğru söyledin" dedi ve tekrar sordu:
Alimler, Cennette dört nehir vardır, biri baldan, biri sütten, biri sudan, birisi de şaraptandır. Ayrı olan bu dört nehir aynı kaynaktan akıyormuş diyorlar, bunu açıklar mısın? Dünyada bunun örneği var mıdır?
Beyazid :
-Evet vardır. İnsanın baş kısmından dört nehir akar: Kulak yağı acıdır. Gözyaşı tuzludur. Burun suyu ayrı bir tat taşır.Ağızdan gelen su tatlıdır" diye cevap verince,
Rahip ona :
-"Doğru söyledin" dedi ve sormaya devam etti
-"Cennet ehli yer içer, fakat abdest bozmaz, su dökmez.Bunun dünyada benzeri varmıdır?..''
Beyazid :
-"Evet vardır, Ana rahmindeki cenin yer içer fakat dışkısı yoktur...''
-"Doğru söyledin. Cennette TUBA ağacı vardır. Cennette hiçbir saray, hiçbir köşk yoktur ki bu ağacın bir dalına dokunmasın. Bunun dünyada bir örneği varmıdır?''
-Evet, güneş sabahleyin doğunca böyle değill midir?''
-"Doğru söyledin. Şimdi de bana şunları cevaplandır:
Bir ağaç vardır, on iki dalı bulunuyor, her dalında otuz yaprak var ve her yaprakta beş çiçek yer almıştır; bunlardan ikisi güneşe,üçü karanlığa bakar;bu ağaç nedir?...''
-"Ağaç yılı temsil eder. On iki dalı oniki ayı, her daldaki otuz yaprak otuz günü, her yapraktaki beş çiçek beş vakit namazı temsil eder."
-"Doğru söyledin. Bana şu kimseden haber ver ki; Hacca gitmiş, tavaf yapmış ve o makamlarda bulunmuştur; ama onun ne ruhu var, ne de hac kendisine vacibdir? "
-"Nuh AS Peygamberin gemisidir."
-"Doğru söyledin. Peki gece gelince gündüz, gündüz girince gece nereye gidiyor?...
-Bu sun'i bir zaman meselesidir. Güneşi doğup batması bunun ölçüsü oluyor. Geri kalanını ALLAH C.C. bilir."
-"Doğru söyledin."
Sorular bitince Beyazid-i Bistami Hazretleri dedi ki :
-"Muhterem rahip! Birçok sorular sordun, cevaplandırmaya çalıştım. Müsaade ederseniz benim de birkaç sorum var. Ama bir tanesiyle yetinerek sormak istiyorum"
-"Tabii, istediğin şeyi sorabilirsin!"
Beyazid-i Bistami Hazretleri sordu:
-"Cennetin anahtarı nedir ? Sekiz Cennet kapısının üzerinde yazar?"
Rahip sustu, cevap vermekten çekindi. Diğer rahipler bozuldular ve:
-"Ey büyüğümüz, mağlup mu oluyorsun?" O da:
-"Hayır, mağlup olmak istemiyorum" deyince,
-"Öyle ise neden cevap vermiyorsun?" dediler.
-"Şayet cevap verirsem, benim cevabıma katılır mısınız?" deyince, hepsi birden:
-"İncil hakkı için, sana uyarız" diye söz verdiler. Rahip:
-"Dinleyin, şimdi cevap veriyorum: ''Cennetin anahtarı ve kapılarının üzerinde yazılı bulunan ibare, LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RASULULLAH' dır''...
Bunun üzerine diğer rahipler hep bir ağızdan Kelime-i Şehadet getirip Müslüman oldular.
Beyazid-i Bistami Hazretleri de onların yanında bir müddet kalıp İSLAMİYETİ öğretti ve bu sır'da böylece çözülmüş oldu...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
https://twitter.com/kanaryamfenerli